Azerbaycan’la ilişkilerde yaşanan “düşük yoğunluklu kekrelik”, Türk-Azeri kardeşliğine inanan, bunu yaşayan hemen herkesi üzüyor. Süreç; ülkede başlatılan insan haklarına, inanç hürriyetine aykırı başörtüsü yasağının Türk kamuoyunda yol açtığı hayal kırıklığı, ilaveten Azeri siyasiler ve medyadan isimlerin Türkiye’ye yönelik orantısız tepkileri ile Ankara’nın itidali önceleyen yaklaşımları arasında ilerliyor.
AZERİ KARDEŞLERİMİZİ KOMÜNİST VE ERMENİ ZULMÜNDEN KURTARMIŞTIK
Oysa Türkiye – Azerbaycan arasındaki tarihi dostane, kardeşane bağlar, olası sorunları her zaman bertaraf edecek sağlamlıkta. Milli Mücadele’yi aktaran tarihi kaynaklarda görülen gayet net. Türkiye ile Azerbaycan arasında, iki millet için de tarihin en karanlık, çaresiz günlerinde, İslam’ın birleştiriciliğinde; aynı duaya kaldırılan ellerle, aynı cephede dökülen kanlarla ve dar maddi imkanların bölüşülmesiyle mühürlenen bir bağ bulunmakta.
I. Dünya Savaşı sırasında, Bakü ve çevresinde – Karabağ da dahil – zorba Bolşevik güçleri ile çeteci Ermenilerin gerçekleştirdiği katliamlar, Azerbaycan halkını çaresiz bırakmıştı. Osmanlı Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa, 1918 yılında Azerbaycan’dan gelen yardım çağrısına kayıtsız kalmamıştı.
Enver Paşa, kardeşi Nuri Paşa (Killigil) komutasında, gönüllüler ile Osmanlı birliklerinden teşkil edilen Kafkas İslam Ordusu’nu bölgeye yollamıştı. Osmanlı ordusu, Azerbaycan Türkleriyle omuz omuza Gökey, Kürdemir ve Şamahı’yı kurtarmış; nihayet 15 Eylül 1918’de de Bakü’ye girerek şehri işgalden temizlemişti. Enver ve Nuri Paşaların bu hamlesi, Müslüman Türk varlığının Bakü’de muhafaza edilmesinde hayati bir öneme haizdi. Bu arada, dönemin mobilize savaş ortamında, Osmanlı tebaası olarak Anadolu cephelerine gelen çok sayıda Azerbaycan Türkü de şehitlik mertebesine yükselmiş ya da yaralanarak gazi olmuştu.

AZERİ BAŞBAKAN: KARDEŞ KARDEŞE BORÇ VERMEZ
Azerilerle Türkler arasındaki yoldaşlık, birkaç yıl sonra parasal ölçekte de hayata geçecekti. Milli Mücadele’nin en kritik ve imkansızlıklar içindeki anlarında Türkiye’nin acil maddi destek ihtiyacı doğmuştu. Bu süreçte Mustafa Kemal Paşa, 1921 Nisan’ında Azerbaycan Hükümeti’ne bir mektup yazarak borç para talebinde bulunmuştu. Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti Başbakanı Neriman Nerimanov ise cevabi mektubunda, “Paşam, Türk milletinde bir gelenek vardır; kardeş kardeşe borç vermez, kardeş her zaman kardeşinin elinden tutar. Biz kardeşiz, her zaman elinizden tutacağız.” satırlarına yer vermişti.

AZERBAYCAN’DAN TÜRKİYE’YE 500 KİLO ALTIN, 30 TREN DOLUSU PETROL
Nerimanov mektubun ardından da maddi yardımları organize etmişti. Bu çerçevede; Azerbaycan’dan Türkiye’ye petrol, altın ve nakit para akışı gerçekleşmişti. Azeri Başbakan, Sovyet yönetimiyle olan ilişkilerini de kullanarak, yardımların sorunsuz bir şekilde Ankara yönetimine ulaşmasını sağlamıştı.
Süreçte, ilk etapta 500 kilogram altın sevk edilmiş, ayrıca Müslüman Azerilerin cami ve meydanlarda topladıkları ziynet eşyaları ve paralar da Milli Mücadele güçlerine aktarılmıştı. Ordunun cephedeki hareket kabiliyeti ve lojistik hatların işlemesi için hayati önemde olan Bakü petrollerinden Türkiye’ye, 30 tren katarı dolusu benzin, gazyağı ve makine yağı nakliyatı da yapılmıştı.
MİLLİ MÜCADELE’NİN AZERİ ŞEHİTLERİ
Azerilerin Milli Mücadele’ye verdikleri destek bununla da sınırlı kalmamış, Azerbaycan’dan çok sayıda gönüllü genç, subay ve er, dönemin zorlu şartlarına rağmen binlerce kilometreyi aşarak Anadolu’ya geçmiş ve Türk ordusuna katılarak cephede savaşmıştı. Azeri aydın camia ile basın da her fırsatta Anadolu’daki mücadeleye omuz veren bir tutum takınmışlardı.